Sayfamızda kadınlar için hazırlanan toplam 351 adet haber ve makale var.
Hepimiz Commodore 64 gençliğiyiz
Hakan Çevik’in bilgisayara ilgisi, bir dönem gençliğinin vazgeçilmeyen tutkusu, 1980′lerde bulunabilecek en iyi oyun makinesi Commodore 64’lerle başlamış. Okul yıllarından sıra arkadaşlarıyla birlikte kurdukları Bilge Adam’ı 10. yılına getiren Çevik, bilişim sektöründeki eleman açığına ve bu alandaki eğitimin önemine sık vurgu yapan isimlerden biri. Çevik, 2010 yılında bilişim ve teknoloji ağırlıklı eğitim veren bir üniversite kurmayı planladıklarını söylüyor.
Bilge Adam’ı kuran ekip kimlerden oluşuyor?
Bilge Adam’ı 1997’de, Robert Kolej’den sıra arkadaşlarım olan Furkan Fırat ve Haldun Pak ile Behiç Tanağardı ve kardeşim Cem Çelik’le birlikte kurduk. Bilgisayar mühendisliği, işletme ve ekonomi alanında okuyan bu ekibin birbirini tamamladığını, mayamızın sağlam olduğunu düşünüyorum. Bilgisayarı ilk kez okulda gördüm ama o yıllarda Commodere evlere girmişti, yani hepimiz Commodore 64 gençliğiyiz, oyunlarla bu işi öğrendik. O zamanlar oyun bizi sokaklardan ayırsa da, bilgisayarı karıştırmaya ve öğrenmeye itti. İki gün eve kapanarak oyun oynadığımı hatırlıyorum.
Aileniz tepki göstermemiş miydi?
Bugün de bu konu sıkça tartışılıyor, hayatınızı olumsuz etkilemediği sürece bir sorun yok. Ne interneti ne de oyunları tamamen yasaklamak bu işin çözümü değil. Bir sürü insan bilgisayar merakı sayesinde bu işlere başlıyor. O zaman ailemden azar işittiğimi hatırlıyorum ama sonuçta eğitimim etkilenmedi ve Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nü kazandım.
Okullarınızı bitirdikten sonra bir araya gelip Bilge Adam’ı açma fikrini nasıl oluşturdunuz?
Hepimizin yurtdışında eğitim ve iş deneyimleri oldu ama bilişimle ilgili bir iş yapmak hep aklımızda vardı. Anne-babalarımız öğretmen, ben lise ve üniversite yıllarımda harçlığımı özel ders vererek çıkardım. Hepimiz öğretmekten zevk alıyoruz, sabırlıyız. Ben Erdek’teki yazlığımızda atari salonu açmıştım ve gündüzleri oradaki arkadaşlarıma MS DOS öğretiyordum. 1997′de bilişimle ilgili bir şeyler yapma isteğimiz, bu alanda gördüğümüz açık sonrası bizi Bilge Adam’ı kurmaya götürdü.
Bu açığı tanımlar mısınız?
O yıllarda daha çok kurumlar kendi çalışanlarına eğitim veriyordu, bireysel eğitim kurumları gündemde değildi. İlk şubemizi Fatih’te açtık ve Microsoft yetkili eğitim merkezi olarak Office eğitimleri vermeye başladık. Fatih gibi çok merkezi olmayan bir semtte bulunmamız birçok kişiyi şaşırttı. Meslek liselerine, okullara giderek kendimiz tanıttık. Oradaki gençlerin pratiklerinin eksik olduğunu gördük. Kurumsal alandaki tecrübelerimiz bilişim sektörünün ihtiyaçlarını anlamamıza yardımcı oldu. Kariyer siteleri olmadığı için ilk başlarda gazetelerden sürekli iş ilanlarını takip ettik, hangi alanlarda eleman ihtiyacı var onu inceledik.
O yıllarda şirketlere girebilmek için temel bilgisayar bilginizin olması lazımdı, bilgisayara ulaşmanın zor olduğunu düşünürsek, kurumlara girmeden de bilgisayar öğrenemezsiniz, bir çelişki oluşuyor; yumurta tavuk hikâyesi vardı yani. İlk yıllarda cazip fiyatlarla sertifikalı eğitimler vermeye başladık. Öğrenci ve mezunlarımızdan gelen taleplerle yeni şubeler açtık, eğitimlerimizi çeşitlendirdik. 7 şubeli, yılda 5 bine yakın mezun veren bir kuruma dönüştük. Bugüne kadar da 40 binden fazla mezun verdik ve bunun gururunu yaşıyoruz.
Bu başarıyı neye bağlıyorsunuz?
Nitelikli insan gücü yetiştirebilmeniz için bilişim altyapınıza ve eğitmenlerinize yatırım yapmanız gerekiyor. Bilgisayar uzmanları sektörde zaten çok iyi maaşlarla çok iyi yerlere gelebiliyor, eğitim verecek kişileri zor buluyorsunuz. Ayrıca alanınızdaki uzmanlığınız dışında eğitim formasyonunuzun da olması gerekiyor. İyi bir eğitim kadrosu oluşturduk ve bugün sertifikalı 250 eğitmenimiz var.
Teknoloji ve bilişim dünyası çok hızlı değişiyor, bu süre içinde siz bu gelişimi nasıl takip ettiniz?
Kurumlara verdiğimiz eğitim ve danışmanlık hizmetleri onlarla ilişkilerimizi geliştirmemize, sektörün ihtiyaçlarını anında ve doğru analiz edebilmemize yardımcı oluyor. Teknoloji sahibi firmaların yetkilileriyle düzenli toplantılar yapıyoruz, bilişim dünyası çok hızlı güncelleniyor ve gelişmeleri bu şekilde takip etmeye çalışıyoruz. Arkadaşlarımız yeni bir teknoloji çıktığı zaman yurtdışında ilk eğitimleri alıyor ve müfredatımızı çok hızlı yenileyebiliyoruz. Okullarda verilen klasik eğitim sisteminde bunu yapmanız mümkün değil.
Bilge Adam’ın özenli bir eğitim merkezi görünüşü var…
İş dışında eşimle yurtdışına çıktığımızda bile yetkili eğitim merkezlerini bir ziyaretçi gibi gidip inceliyorum. Haldun (Pak) kişisel olarak tasarıma meraklıdır ve buradaki eğitimin daha zevkli hale gelebilmesi için binalarımızın iç ve dış dekorasyonuna da önem verdik. Sınıflarımız 15 kişiyi geçmiyor ve en son teknolojiyi kullanmaya özen gösteriyoruz.
Bilgisayar ve internet yaygınlaşıyor, bilişim alanında gençler biraz daha şanslı sayılabilir mi?
İlk açıldığımız günlerde farenin nasıl kullanılacağını öğretiyorduk, bugün öğrencilerimizin hemen hepsinin bilgisayarı var. Ben de bu işi bilgisayarı kurcalayarak öğrendim, başta kendinizi doğru yönlendirirseniz ve tabii ki bu işe önem verirseniz kendinizi geliştirirsiniz, özel etütler ve çalışma sınıflarımızla bu imkânı sağlıyoruz. Bilge Adam’da 2-8 ayda sistem ya da yazılım mühendisi olabiliyorsunuz. İngilizceyle birlikte bu eğitim 1,5 yıla çıkabiliyor.
Bilge Adam’ın beş kişilik ekibi nasıl çalışıyor. CEO’luğu da içeren bir yönetim yapınız var mı?
Kendime CEO demiyorum, bence bu eğitim kurumlarının özüne aykırı. Hepimizin verdiğimiz eğitime ve hizmete yönelik alanları ve sorumlulukları var. Bir eğitim kurumuyuz ve buranın bir ticarethane gibi algılanmasını istemiyoruz.
Öğrencilerle iletişiminiz nasıl?
Tepede duran bir odam yok, sürekli şubelerde dolaşıyorum, kantine de gidiyorum. Öğrencilerle sık sık konuşuyoruz. Aldıkları eğitimin işe yarayıp yaramayacağını soruyorlar. Genelde bizi nasıl bulduklarını soruyorum, gelecek planlarını anlamaya çalışıyorum. ‘Ne iş olsa yaparım’ demeyen bir kuşak görüyorum, bu bir anlamda olumlu ama özveride bulunmada zorluk yaşayabiliyorlar. Geleceklerini daha fazla sorgulamaları ise çok iyi. Bu sayede işini iyi bilen ve seven insanlar yetişebiliyor.
HAYATIMIN TÜM DÜZENİ OĞLUMA GÖRE
Sizin teknolojiyle aranız nasıl?
Bilgisayar dergilerini hâlâ merakla karıştırıyorum. Kuruma alınacak bilişim altyapılarından sorumluyum. Yazılım tarafında yeni teknolojileri takip eden bana bağlı bir ekip var ve bilgilerini benimle paylaşıyorlar.
Bilgisayar başında çok zaman geçiriyor musunuz, Bilgisayar oyunu oynamayı bıraktınız mı?
1,5 aylık bir oğlum var artık evdeki zamanımın büyük bölümü onunla geçiyor. Bilgisayarcılar gece geç saatlere kadar çalışır, sabah geç kalkmakta zorlanır. Avrupa’daki iş tecrübelerim bana erken kalkma disiplini sağladı ama şimdi hayatımın tüm düzeni oğluma göre. Bilgisayar başında sabahladığım dönemler çok oldu ama artık serbest zamanlarında doğada olmayı tercih ediyorum. Gerçi geçtiğimiz gün buradaki öğretmenleri akşam ders bitiminde büyük bir heyecanla bilgisayar oyunu oynamak için toplanmış görünce çekici geldi ama dediğim gibi hayatım başka türlü…
Bilgisayar özel yaşamınızı kolaylaştırıyor mu?
Teknoloji evden çalışma modellerini destekliyor. Eşim de bazen işlerini evden yapıyor, bu şekilde çocuğunuzla daha fazla evde olabiliyorsunuz. İleride mobil çalışma daha da artacak.
Yani çocuklu erkekler için de geçerli olabilecek bir model?
Tabii, şu an yöneticilik yaptığım için benim açımdan mümkün olmasa da ileride olabilir.
——————————————————————————–
ALT DALLARDA ELEMANA İHTİYAÇ VAR
Üniversiteler, meslek okulları ve özel bilişim eğitim merkezlerinin bilişim eğitimindeki rolü nedir?
Tüm dünyada bilişim alanında bir açık olduğu kabul ediliyor ama Türkiye’de bilişim istihdamının büyüklüğüne ve hangi alanlarda elemana ihtiyaç olduğuna dair net veri yok.
Bilgisayar mühendisliği bölümü kontenjanları 3 bini geçmiyor. Mesleki eğitimde de branşlaşmanın olmadığını söyleyebiliriz. Bilgisayar mühendisleri bu işi en iyi bilen uzmanlar ama sektörün ihtiyaçlarına göre alt dallarda birçok elemana ihtiyaç var. Devlet okulları ve özel eğitim kurumları mezunlarının toplamı bile sektörün ihtiyacını karşılamak için yeterli değil. Bazı tahminlere göre yılda 50 bin- 70 bin uzman yetiştirilmesi lazım.
Türkiye, bilişim alanında istihdam yaratma potansiyeli bakımında Hindistan’la karşılaştırılıyor, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Hindistan örneği hep veriliyor ama belli bir modeli almak durumunda değiliz. İşgücünü çok ucuza mal edemeyiz, sadece ara eleman yetiştiren bir ülke olmak durumunda da değiliz. Katma değerli hizmetler veren, teknoloji üreten bir yapıya sahip, kendi modelini yaratan bir ülke olabiliriz.