Sayfamızda kadınlar için hazırlanan toplam 351 adet haber ve makale var.
DNA ve cilt arasındaki ilişki
Bir kişinin bedeninde ortalama on katrilyon hücre bulunmaktadır. Her hücre yaşamın genetik koduna sahiptir. Bu genetik madde deoksiribonükleik asit (DNA) olarak isimlendirilmektedir. Her cilt hücresi DNA’yla birlikte çok büyük bir bilgiye de sahiptir. Sonuç olarak, varoluşumuzun kaynağı hücrelerimizin içinde bulunmaktadır. Her gün, milyarlarca hücre yenilenme için bölünme işlemini gerçekleştirmektedir. Bedenimizdeki çoğu hücre bölünmesi, çok değil, daha bir ay önce gerçekleşmiştir.
Ancak yaşlanmamızın nedeni ne?
Bir kişi 25 yaşına geldiğinde, hücreler daha fazla zarar görmeye başlar. Hücrelerin kendilerini yenileme kabiliyetleri azalır.
Bilim adamları, cilt yaşlanmasının nedeninin %80’inin güneş radyasyonu, yetersiz beslenme, ve sigara gibi hücrelere zarar veren dış etkenlerden kaynaklandığını belirtiyorlar. Bu faktörler hücre yenilenmesini olumsuz etkilemektedir.
Hücre bölünmesi esnasında, DNA kendini kopyalar. Cilt hücrelerinde, kromozomlarda helezon çifti şeklinde bulunmaktadır.
Bu kromozomlar, bilimadamlarının çok sonra keşfettikleri doğal paketlerdir. ‘Çift-helezon’lu DNA içerirler. Bu DNA’yı açacak olursak, iki metre uzunluğunda olduğunu görebiliriz. Eğer bir insamda bulunan bütün DNA’ları açıp birbirine bağlayacak olursak, bununla Ay’a ulaşabilir ve onun etrafında 39 defa dönebiliriz!
Bu buluşumuz, DNA’daki zekice hazırlanmış basit alfabeye dayanmaktadır. DNA’nın alfabesinde A-T ve G-S olmak üzere sadece dört harf bulunmaktdır, ve A sadece T ile, G’de sadece S ile biraraya gelir, ve DNA helezonunda sırayla yer alırlar. Bunları sıraladığınızda, üç tanesi bir kelime oluşturur, ve bu kelime 64 farklı şekilde hazırlanabilir. Vücudumuzdaki sistemler, DNA üzerinde bulunan bu harflerden ve kelimelerden oluşmaktadır. Bu muhtemel kombinasyonların çokluğu, hayatımızdaki çeşitliliği artırmaktadır.
Bir hücre bölünürken neler olur? Hücre bölünmesi sırasında, DNA kenidini kopyalar. Hücre bölünmesi sonunda ortaya çıkan kardeş hücre, büyümek ve görevlerini yerine getirmek için bütün bilgilere sahiptir.Bu oldukça kompleks bir süreçtir.
Bu nedenle, DNA kopyalarının neden her zaman mükemmel olmadığı şaşırtıcı değildir. Zamanla, iletilen bilgilerde hatalar oluşabilir.
Hücre yenilenmesi işlemleri genellikle bu hataları düzeltir. Ancak ne yazık ki yaşlandıkça, hücrelerin yenilenme kabiliyetleri azalır. Bunun sonucunda hataların sayısı artar.
Bu örneğe dikkat edin:
Elinizde orjinal bir fotoğraf var, ve onu kopyalıyorsunuz, sonunda orjinal fotoğrafın aynısından fakat bulanık ve hatalı pek çok resim elde edersiniz.
Eğer hücre yenilenme sürecinin kalitesini artıracak yollar bulursak, bedenimizdeki bozulmaları en aza indirebiliriz.
Araştırmacılar bu konuda çalışmalarını yürütüyorlar ve büyüleyici ihtimallerle karşılaşıyorlar.
Diğer bir madde, keratin, hücrelere enerji sağlıyor. Bu iki madde birlikte, cilt yaşlanmasına karşı mükemmel bir silah vazifesi görüyorlar. Düzenli kullanıldığında, hücrede oluşan zarar içerden azaltılıyor, ve hücre yenilenmesine yardımcı oluyor. Yeni, sağlıklı cilt hücrelerinin büyümesi hızlanıyor. Sonuç: Cilt daha genç görünüyor, daha sağlam ve dayanıklı oluyor, ve kırışıklıklar azalıyor.
Folik Asitin Sırrı
İnsan vücudu, DNA oluşumunda diğer maddelerin yanı sıra folik asiti de kullanır. Folik asit yaşam için oldukça gerekli bir maddedir. Bedenimiz bu maddeyi kendisi üretemediği için, bu vitamin yediğimiz gıdalardan almak zorundayız, özellikle ıspanak gibi yüksek miktarda folik asit içeren sebzeler tüketmeliyiz. Aslında, “folik asit” ismi “lif” manasına gelen Latince folium kelimesinden geliyor.
Hamile kadınların, embriyonun gelişimi için yüksek miktarda folik asite ihtiyaçları vardır. Bir kişinin günlük ortalama 0.4 mg folik asite ihtiyacı vardır.
Araştırmacı moleküler biyolojist Dr. Stefan Gallinat açıklıyor: “Folik asitin bedenimiz için gerekliliğini göz önünde bulundurarak, cildin folik asitle direkt karşılaştığında nasıl bir tepki vereceğini araştırdık.”
DNA’ya zarar veren dış etkenler
Güneş ışınları, sigara, stres, yetersiz beslenme gibi dış faktörler, cildimizin %80 daha hızlı yaşlanmasına neden olurlar. Cildimiz, yaşam tarzımızı gösteren bir pencere gibidir. Ortalama olarak, her 28 günde cilt yüzeyi genç, sağlıklı cilt hücreleriyle kaplanır ve cilt kendini tamamen yeniler. Yaşlandıkça bu süreç yavaşlar. Hücreler daha fazla zarar görür ve kırışıklılar daha çok farkedilir ve cilt yüzeyi esnekliğini kaybeder. Ultraviyole ışınları DNA’ya en çok zarar veren etkenlerden biridir. UV ışınlarıyla beraber oksijen “serbest ajanlar” ortaya çıkmasına neden olur, ve bu ajanlar oksidasyonla hücreye daha fazla zarar verirler ve onu yokederler.
Folik Asit Hücre Yenilenmesine Yardımcı Oluyor
Dr. Gallinat’a gore, folik asit metabolizmadaki kilit maddelerden biri. Folik asitin bedenimizdeki rolü zaten biliniyordu. Dr. Gallinat, bu bilginin ciltte de uygulanıp uygulanamayacağını öğrenmek istiyordu. Bunu bulmak için, DNA çiplerini dikkatli bir şekilde analiz etti ve folik asitin ciltteki rolünü anlamaya çalıştı, belki folik asit cilde direkt tatbik edilerek hücre yenilenmesi hızlandırılabilirdi.
Sonuçlar şaşırtıcıydı. Cilt folik asitle besleniyor ve Creatin hücrenin zarar görmesini engelliyor ve ciltte, bu tedavi uygulanmadığı zamandakinden daha fazla yenilenme oluyor.
DNA hakkında bilinenler
DNA’nın keşfi
1953 yılında, James Watson ve Francis Crick DNA’nın bir çift helezon şeklinde olduğunu gözlemlediler. 1962 yılında, Maurice Wilkins’le beraber bu alanda yapmış oldukları çalışmalar neticesinde Nobel tıp ödülünü aldılar. Ancak, 1869 başlarında Friedrich Miescher DNA’yı bulmuştu.
Folik asit hakkında bilinenler
A vitamini
Folik asit bir B vitaminidir. Folik asit ismi, “lif” manasına gelen Latince folium kelimesinden gelmektedir. Bu muhtemelen folik asitin ilk defa bulunduğu ıspanak yapraklarından kaynaklanmaktadır. Sağlıklı bir yetişkinin günde 0.4 mg folik asite ihtiyacı vardır.
Folik asit, kan hücrelerinin ve mukus zarı hücrelerinin oluşumuna katkıda bulunur. Folik asit aynı zamanda, DNA’nın yenileme mekanizmasına ve protein metabolizmasına da destek olur.
Eksikliği yaraların iyileşmesini geciktiriyor
Folik asit eksikliğinde, asabiyet, kosantrasyon güçlüğü, ve depresyon ortaya çıkıyor. Mukus zarlarında ve diğer yaralarda meydana gelen yaraların iyileşmesi yavaşlıyor. Folik asit ayrıca homosistein seviyesini düşürerek, arteriyoskleroz gibi kalp hastalıklarından veya felçten korunmayı sağlıyor. Henüz doğmamış çocuklarda folik asit eksikliği, spina bifida benzeri anormalliklere neden olabilir. Bu nedenle, hamile bayanların ek folik asit tabletleri almaları gerekir. Kalp krizi ve felce karşı, folik asit bir ön koruma olarak tavsiye edilmektedir.
Bulunduğu yerler: sebzeler
Folik asit, daha çok ıspanak gibi lifli sebzelerde, marulda, domateste, patateste, bazı lahana çeşitlerinde ve meyvelerde ve tam tahıl ürünlerinde bulunur. Buğday ve soya fasulyesinde de bol miktarda folik asit bulunur. Karaciğer ve diğer iç organlar folik asit içeren gıdalardır. Ayrıca, ayçekirdeği de folik asitce zengin bir gıdadır.
Günlük ihtiyaç: 0.4 mg
Sağlıklı bir kişinin günlük 0.4 mg folik asite ihtiyacı vardır. Hamile kadınların ise 0.6 mg folik asit almaları gerekir. Sağlıklı ve dengeli bir diyeti olan, ve taze sebzelerden tüketen kişiler yeterli miktarda bu vitaminden alırlar. Ancak, yapılan araştırmalar göstermektedir ki, toplumun %80-90’nı yeterli düzeyde folik asit tüketmiyor. Bazı durumlarda da kişinin bünyesi yeterli folik sit emilimini gerçekleştiremez; örneğin demir eksikliği folik asit emilimini engelleyebilir. Folik asit eksikliği oldukça yaygındır. Aşırı alkol tüketmek, sigara içmek ve kadınlarda hap kullanmak yeterli düzeyde folik asit almaya engel olabilir.
Kreatin hakkında bilinenler
Sağlıklı bir cilt için kreatin
Kreatin bedenimizdeki bütün hücrelerde bulunur. Hücrelerin fonksiyonlarını yapabilmeleri ve hücre tamiri ve sistemlerin problemsiz çalışması için korunması kreatinle sağlanır. Enerji metabolizmasında da kilit rolü vardır. Kreatin, enerji depolanmasını sağlar ve enerji tükendiğinde yenilenmeyi sağlar. Metabolik işlemleri harekete geçirir, böylece yıllar geçsede metabolik işlemlerde zayıflama olmaz. Kreatin, aynı zamanda sağlıklı bir cilt yapısında, cildin elastik ve dayanıklı olmasında da önemli bir role sahiptir. Kreatin ilk olarak Justus von Liebig tarafından 1847 yılında memelilerde bulunmuştur.
Bedeninizin kreatine ihtiyacı var
Yetişkin bir insanın bedeni (ortalama ağırlısı 75 kg) yaklaşık 100 ile 150 gram arasında kreatine sahiptir, ancak yaşlı insanlarda bu miktar daha azdır. Kreatin, kaslar, karaciğer, böbrekler ve cilt gibi enerjinin en fazla tüketildiği bölgelerde daha çok bulunur.
Kreatin cilde enerji veriyor
Bir kremdeki keratin enerji eksikliğin dengeler ve cilde rejenerasyon işlemleri için ekstra güç sağlar. Yeni cildin oluşmasını destekler ve yaşlanmaya karşı oldukça etkilidir. Kaslar ve beyin gibi, cildin de, yeni elastik yapıların oluşumu (kollajen fiberler) veya lipitlerin üretimi gibi çeşitli işlemleri gerçekleştirmek için enerjiye ihtiyacı vardır. Kreatin özellikle böbrekler ve karaciğerde üretilir. Ancak, bedenimiz yeterli miktarda kreatin üretemez, dolayısıyla gerekli kreatini gıdalar yoluyla alırız. Kreatin özellikle ette, balıkta ve anne sütünde bulunur